oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn
Polis bir Tom'a, bir Lea'ya bakarken Evan zafer kazanmış bir edayla Tom'u işaret etti.
"Yakalandın!"
Tom'un biçimli kaşları havaya kalktı, genç kıza döndü, kelimeleri toparlamaya çalıştı. Bir an için mantıklı düşüncelerini bulamadı, dağılmış hissetti. Nefesi daralıyordu, elleri titremeye başlamıştı.
"Oh, ben...""Söylesene? Ne yapıyordun?"
Tom sesli bir nefes verdi, ellerini saçlarından geçirdi. Lea'yı alıp buradan gitmek istiyordu, sonra da ona sarılmak, onu koklamak... Ama artık bunlar mümkün değildi, işe yaramaz çocuk, her şeyi bozmuştu. Oh, ne diyecekti şimdi? Polise nasıl açıklama yapacaktı?
Tüm bu stresle kalbi sıkışmaya başladı, göğsüne şiddetli bir ağrı girdi.
Yine mi?..."Ben, ben..."
Lea kaşlarını çatıp ona döndüğünde Tom'un nefesleri bir anda hızlandı ve durdu, sadece durdu. Boynundaki bir damar kendini belli ederken, lavaboya doğru çöktü.
"Aman Tanrım, beyefendi, iyi misiniz?" polis panikle sordu, sonra dışarı seslendi.
"Yardım çağırın! Adam fenalaştı!""Ne? Bir şeyi yok!" Evan bağırdı, Lea'yı sollayarak Tom'a yaklaştı.
"Rol mü yapıyorsun ha? İçeride yaptığın gibi!"
"Evan-" Lea seslendi, ama Evan Tom'un üzerine yürüdü ve omuzlarından tutup onu itti. Tom bu hareketle beraber zayıf olan dengesini tamamen kaybetti ve yere yığıldı.
Ve düşerken başını lavaboya çarptı.Elini koyu renkli, uzun saçlarına götürdüğünde parmakları kendi kanıyla lekelendi. Morarmaya başlayan dudaklarını araladı, ama bir şey söyleyemedi.
"Çekil, ne yaptığını sanıyorsun?" Lea sert bir haraketle Evan'ı itti, neredeyse çocuk da yere yığılacaktı. Genç kız eğilip elini Tom'un başına uzattı, aslında hasarın ciddiyetini öğrenmek istemişti, ama eli kana bulanınca şiddetli bir baş dönmesiyle göz kapakları titreşti.
Neler oluyordu, o kandan etkilenen biri değildi ki?"Açılın, açılın!" içeri birkaç sağlık görevlisi girdiğinde Lea hala kendine gelebilmiş değildi. Görevliler Tom'u bir sedyeye yatırıp dışarı çıkartırlarken, az önceki polis Evan'ın üstüne yürüdü.
"Sen bizimle geliyorsun."
"Hayır, durun!" kız koştu ve sonunda lavabodan çıktı. Şimdi çok hızlı düşünüyordu, büyük ihtimalle aklına gelenler yapabileceği en mantıklı şeyler değildi, ama zamanı çok azdı.
"Evan Tom'a saldırmak istemedi, gerçekten, şakalaşıyorduk!"
"Hadi ya?" polis alayla güldü. Lea soğuk bakışlarla ona baktı, sonra hızlı adımlarla yürüdü ve sedyede götürülen Tom'a yetişti.
"Tom, Tom!" kan bulaşmamış olan eliyle elini tuttu, Tom sabit tutamadığı gözleriyle ona baktı.
"Bay Tom'u rahat bırak!" başındaki yaraya buzla baskı yapan hemşire bağırdı.
"Neler oluyor Lea??" Evan onlara yetişmeye çalıştı, ama polis bileklerine bir kelepçe geçirdi.
"Dur bakalım, adamı nasıl darp ettiğini gördüm!"
"Lea'yı kaçırmak istiyordu, bana inanmak zorundasınız!"
Lea endişeli bakışlarla ona baktı, sonra yeniden Tom'a döndü. Sedye çok hızlı hareket ediyordu, ona zar zor yetişiyordu, Tom hala nefes almaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu, dudakları gittikçe morarıyordu ve bu şekilde ona yardım etmesi imkansızdı.
"DURUN!" bağırdı, sedyeye tırnaklarını geçirdi ve durdurmak adına tüm gücüyle kavradı. Ellerini çekmeden, yavaşça Tom'a eğildi. Saçları ve başına tutulan buz yığını kana bulanıyordu, nefes alamadığı için boğazından öksürüğe benzeyen sesler çıkıyordu.
Lea bir elini sedyeden çekti ve Tom'un yanağını okşadı, kimsenin duyamayacağına emin olduğu bir sesle fısıldadı.
"Benim için her şeyi yaparsın, değil mi Tom?"Tom zorlukla başıyla onayladı, Lea onun yüzünü tuttu.
"Şşhh, tamam. Kendini zorlama." saçları adamın yüzünü iki yandan kaplarken, eğildi ve dudaklarını onun alnına bastırdı."O zaman nefes al, bebeğim, nefes al."
"Ne yapıyor bu kız?" hemşirelerden biri sedyeyi sertçe çekti, ama Tom'un aldığı derin nefesin sesiyle durdu.
Görünüşe göre sedyede yatan ünlü oyuncu bu kızla tanışıyordu, ve kız, "bir şekilde" ona yardım edebiliyordu.
Tom birkaç kez daha öksürüp derin nefesler alırken, Lea yeniden fısıldadı.
"Tamam, şimdi bana bak," yüzünü elleri arasına aldı. Tom tamamen teslim olmuş bir şekilde baktı ona, aşkla, özlemle. Kokusu onu mayıştırmış ve rahatlatmıştı, bir kez daha hayatını kurtarmıştı.
"Başka nereye bakabilirim..." hızlı nefeslerinin arasından, yüzünde mayışmış bir gülümsemeyle fısıldadı.
"Erkek arkadaşımdan şikayetçi olmadığını söyle onlara." dedi Lea ikna edici olmasını umduğu bir sesle.
Tom'un ağzı aralandı, şu an kızın bunu demesini hiç ama hiç beklemiyordu. Bu güzel anda, kokusuyla sarhoş olurken... Nasıl erkek arkadaşını düşünebilirdi?
"Sana gerektiğinde iyi davranıyorum, yardım ediyorum, tüm yaptıklarına rağmen," gözlerinin içine baktı kahverengi gözleriyle. "Sadece küçük bir iyilik isteyemez miyim?"
"Sen..." Tom mırıldandı, ama ne diyeceğini bile bilmiyordu.
"Ben, senden bunu istiyorum." Lea doğruldu, geri çekildi. Cesaretini topladı ve Evan'ı kelepçeleyen, uzaklaşmış polise seslendi.
"Bir dakika durup buraya bakar mısınız? Bay Tom'un size söylemek istediği bir şey varmış."
Polis durdu ve anlamaya çalışarak Tom'a döndü, kelepçelediği Evan da şaşkınlıkla bakıyordu.
Tom sedyede doğrularak oturur pozisyona geçti.
"Artık nefes alabiliyorum, buna gerek yok.""İyi olduğunuza emin misiniz? Başınıza pansuman-"
"İstemiyorum." dedi buz gibi bir sesle, sonra Lea'nın çenesinden tuttu ve aniden yüzünü yüzüne yaklaştırdı.
"Bir şartım var," dedi kısık bir sesle. Genç kızın kaşları havaya kalktı, ama Tom başka bir şey söylemedi.
Sedyeden yavaşça indi, tek eliyle başındaki buzu sabit tutarken polise doğru yürüdü. Lea da onun yanında yürüdü, koridordan sapmak üzere olan polise yetiştiklerinde başını kaldırıp Tom'a baktı.
"Hanımefendi haklıydı," Tom yere baktı. Sonra yavaşça omuz silkti.
"Biz... Sadece şakalaşıyorduk, bu benim hatamdı." yüzünü acı çeker gibi buruşturdu."Şikayette bulunmayacağım, gitmesine izin verin."
Evan'ın kelepçesi açıldığında Lea bulundukları duruma rağmen rahat bir nefes verdi, Evan da az önce yaşadığı stresten kıpkırmızı olmuştu. Başına durduk yerde iş almak istemiyordu, üstelik Tom suçlu olduğu hâlde, neredeyse onun yüzünden saldırgan muamelesi görecekti.