7. BÖLÜM I GÜVENSİZLİKLERLE DOLU PLAN

74 5 0
                                    





**

"Çünkü tam olarak kaçmam gereken şeye geri dönüyorum."

**

Yapmamam gerekenler kafamın içinde sıralanmaya başlarken benim ne yapacağım aslında ortadaydı. Kendimi tehlikeye atacağımı bilsem bile cevaplara ihtiyacım vardı. Birilerine kafamı karıştıran şeyleri sorduğumda sessiz kalmaları artık sinirimi bozuyordu. Bana yardım etmiyorlarsa öğrenmek için yeni bir yol bulurdum. Ben kimim bilmem gerekiyordu. Düşmanlarımı tanımam ve neden düşman edindiğimi öğrenmem lazımdı.

Cebime notu sıkıştırırken bana doğru gelen birkaç kişi yerimde sıçramama neden oldu. Gerçek dünyama geri dönerken Demir'i hatırladım. Çoktan gelmiş olmalıydı ve beni bekliyor olması büyük ihtimaldi. Adımlarımı tekrar geniş salona yönlendirdiğimde Demir'in köşesine ilerlerken biri koluma yapıştı ve vücudumu geri çekti. Bana dokunan kişiye bakmak için kafamı çevirdiğimde Demir'le karşılaştım ve onun dokunduğunun farkına varmak vücudumu baştan aşağıya buz kütlesine çevirdi. Sersem halde ona bakmayı sürdürürken artık sıcaklık hissediyordum. Buz kütlem çoktan erimeye başlamıştı. İki avucunu omzuma yerleştirip bana doğru eğilirken nefesimi tuttum. Etrafımızdaki herkes deli gibi dans ederken biz orada birbirimize bakarak duruyorduk. Neon ışıklar onu rengârenk biri yapıyordu ama o asla renkli biri değildi. Ben onu karanlık bir mavinin ötesinde düşünemiyordum.

Omuzlarımı hafifçe sıkarken "Nereden geliyorsun?"diye sordu. Yüksek sesli müzikte onu duymam için bağırmak zorunda kalmıştı.

Omuzlarımdaki baskısından daha doğrusu dokunuşundan uzaklaşmak için kollarımı geri ittim. Rahatsızlığımın farkına varıp dokunuşunu bıraktı ve kendisini geri çekip vücudunu dikleştirdi. Ona bakmak için yine kafamı kaldırmam gerekecekti.

"Buradan kaçmak için bir yer arıyorum,"dediğimde kafasını salladı ve sanki az önceki rahatsızlığımı unutmuş gibi tekrar bileğime yapışıp beni çıkışa doğru ilerletti. İtiraz etmeden beni yönlendirmesine izin verdim. İsteğimi yerine getirdiğinden dolayı memnundum.

Dışarı çıktığımızda ona neredeyse teşekkür edecektim. Bunu yapmanın eşiğinden dönerken onun arabasına yürüyüşünü izledim. Bana sinirli olabileceğini düşündüm çünkü İlker onun işine burnunu sokuyordu ve dolaylı olarak bana da kızgın olduğunu tahmin etmek zor değildi. Omuz silkip ön yolcu koltuğunda yerimi aldım. Demir klimayı çalıştırırken ona teşekkür etmemem gerektiğini kendime hatırlatıyordum çünkü bu kelimeyi ikimizde kullanmıyorduk. O an sadece birbirimize bakıyor ve teşekkürümüzü sanırım bu şekilde söylüyorduk fakat bu sefer bakmadım ve gökyüzününün kasvetini izledim.Yağmur yağacağa benziyordu.

"Onunla aranda aşk denilen şey varsa bile benim haberim olmadan bir yere gidemezsin. Ben müsaade etmeden bir yere adım atamazsın,"dediği sırada kafamı hızla ona çevirdim. Yoldan gözünü ayırmıyordu ve şakaklarındaki damarlar belli oluyordu.

"Ne?"diyebildim şaşkınlıkla. Kafasını bir anlığına bana çevirdi ve bu kısa sürdü. Göz devirerek tekrar yola dönmüştü.

Suskunluğunu korurken ellerimi yumruk yaptım. "Sana ait bir eşyaymışım gibi konuşma,"dedim sinirle. Kimseye ait değildim ve kimsenin, benim ne yapacağımı söylemesine izin vermeyecektim.

Dudağının üstü yukarı kıvrıldı ve çok geçmeden yüz ifadesi kendi halini korudu. "Bana aitlikten konuşacaksak eğer..."dedikten sonra arabayı evin önüne park edip arabadan inmeden önce "Öyle görünüyor," dediğinde yerimde çivilendim. Nefes alıp alamadığımı kontrol etmek için arabadaki tüm kasvetli havayı ciğerlerime çektiğimde artık tüm kasvet vücudumu esir almıştı.

          

Aniden arabadan indiğimde peşinden koştum. Eve girmek üzereydi.

"Sen ne saçmalıyorsun?"diye sordum ama yüzüme bakmadı. Yine kafamı karıştıran şeyleri söyleyecek ve sorularıma cevap vermeden her zaman yaptığı gibi gidecekti.

Cevap vermesini beklerken peşinden yürümeye devam ettim. Merdivenlere yöneldiğinde bana yaptığının aynısı yaparak onun bileğine yapıştıktan sonra Demir'i kendime çevirdim.

"Cevap ver!"derken çıldırmama çok az kalmıştı. Bu çıldırma hissini Tiazza'ya geldiğimden beri sıklıkla yaşıyordum.

"Seni buraya ben getirdim. Bu yüzden benim sorumluluğumdasın, "dediğinde benim cevap vermemi beklemeden beni öylece bırakıp gitti. Söyledikleri şimdi daha mantıklı gelmişti. Tiazza'daki insanlar kendi tercihiyle geliyorsa herkes kendinden sorumluydu fakat beni Demir getirdiği için benim sorumluluğum tamamen ondaydı çünkü bu benim tercihim değildi. Yine de yerine oturmayan taşlar kafamı karıştırıyordu çünkü zorla getirilen insanlardan da bahsetmişti.

Merdivenlerden çıkarken elimi arka cebime attım ve notu çıkarıp cesaretimi sorguladım. Yapıp yapamayacağımı düşünürken Demir'in ona aitmişim gibi konuşması bunu yapmam gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştı. Üstümde bir hâkimiyet kuruyor ve kurduğu bu alanda bütün söz hakkımı elimden alıyordu.

Odama girip etrafı aydınlattıktan sonra komodinin üstünde duran ve daha önce kullanmadığım çalar saati 02:30'a ayarladım. Deniz'in bana aldığı sırt çantalarından birine Tiazza'ya geldiğim geceki özel eşyalarımı koydum. Kaçmam gerekirse onları burada bırakamazdım. Bacak kemerimi alıp bıçağımı kemere yerleştirdim. Üzerimdeki kıyafetlerimden kurtulduktan sonra yeni bir gecelik takımını raftan aldım. Kıyafetlerimi giyerken cesaretli olduğumu sessiz bir şekilde tekrarlıyordum. Sadece sakin kalmalı ve o adamla karşılaştığımda dikkatli olmalıydım.

Işığı kapatıp soğuk yatakla buluştuğumda gece üçte yapacaklarımı aklımdan çıkardım. Uyku tüm benliğiyle oradaydı. Gözlerimi kapattığımda bu yatakta geçen son uykum olması için dua ettim.

**

Alarmın o iğrenç sesini duyduğumda telaşla yatağımdan kalkıp alarmı kapattım. Ayaklarımı yataktan sarkıtıp yere bastığımda soğuk zeminle buluştuğum sırada ürperdim ve psikolojik olarak kollarımı bedenime sardım. Hemen giyinmeye başlamadan önce evi kontrol etmem gerekiyordu. Evden çıkarken birinin beni görmesi bütün planımın suya düşüp orada boğulmasına sebep olabilirdi ve bu fırsat elime belki de hiçbir zaman gelemeyecekti. Odamın kapısını açıp kafamı koridora uzattım. Işıklar kapalıydı ve ben de ışıkları açmadan koridorun duvarlarından destek alırken merdivenlere ulaştım. Parmak uçlarımın üstünde temkinli adımlarımla ilerleyip salona geçtim ve etrafı aydınlattım. Birini görecek olursam su içmem gerektiğini söyleyecektim fakat salonda kimse yoktu. Karanlıkta birinin olabileceğini bile düşünecek kadar planımın üstüne titriyordum. Kimsenin uyanmayacağından emin olana kadar biraz daha oyalanmaya devam ettim ve su içmek için mutfağa girdim.

Su içmek üzereyken arkamda bir hareketlilik hissettim ve Demir'in "Kaçak?" demesi o anda planımı yerle bir etmişti. Ona döndüğümde dışarı çıkmak üzere hazır olduğunu gördüm.

"Bir sorun mu var?"diye sorduğumda omuz silkti.

"Deniz barda sorun çıkarmış. Onunla ilgilenmem gerekiyor. Bir de bölge de birkaç sorun daha olmuş. Anlayacağın biraz geç gelebilirim belki sabaha kadar bile sürebilir. Ben gelene kadar Zeren'le kal anlaşıldı mı? "dediğinde içtiğim su neredeyse boğazıma kaçacaktı.

Düşünceler CehennemiWhere stories live. Discover now