22'sinde deli dolu bir genç kız...
24'ünde Mardin'in en tanınmış aşiretinin torunu...
Aşkı tatmamış dört gencin başından geçenlere tanık olacağız.
Mardin'in tenha sokakları bazen kahkahalarınız ile, bazense kavgalarımızla dolup taşacak.
Var...
Heyecanla sağa solu kontrol etmeye devam ediyordum delicesine. İki gün geçmişti nasıl olduğunu anlamadan ve büyük gün gelmişti diyebilirdim. Yerimde duramıyordum artık.
"Kızım biraz sakinleş istersen bak saçın başın bozulacak."diyen Gökçe'ye gözlerimi devirmiştim. Durabilsem zaten oturur hanım hanımcık beklerdim değil mi bende. Ama işte nerde...
"Gökçe heyecanlıyım ama ben."
"Anlıyorum kuzum ama elbisen falan kırışacak şimdi bir oturup bir kalkıyorsun."dediğinde ise bu sefer elbisemin uygun olup olmaması kafama takılmıştı.
"Elbisem çok mu sade oldu acaba?"
Tatlı bir mavi elbiseydi. Belindeki pudra kurdele şeklindeki ayrıntı ise masam ve tepsim ile bir uyum sağlıyordu. Şirin bir elbise giymiştim ama isteme için çok mu çocuksuydu bilemedim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Bence çok güzel oldu bebeğim. Hadi sende sakinleş birazdan gelirler."demesi ile kapının çalması bir olmuştu. Ah başlıyorduk değil mi? Haydi bismillah.
Annemlerin arkasından kapıya giderken ellerimin titrediğini hissediyordum. Kapı açıldığında en önde Ekber Baba ve Fatma Anne, onun arkasında Emre ve ailesi vardı. Berinde Emre'nin yanındaydı. Sevgilim kıyamam en arkada kalmıştı. Öyle ki orada olduğunu biliyordum ama göremiyordum bile.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk efendim." Büyüklerin ellerini öpüp onları içeri gönderdikten sonra ağabeyim Berin ile ilgilenirken emre Gökçeye sarmıştı bile.
Elindeki kocaman gül buketini daha doğrusu kutusu ile gülümsemem büyümüştü.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Daha büyüğünü bulamadın sanırım sevgilim." Kırmızı güllerin içinde beyazlardan yapılmış 'S' harfi ise çok güzel, hoş bir detay olmuştu. Evet biraz abartıydı ama nedense şaşırmamıştım. Toprak'tan böyle bir şey bekliyordum.
"Sana daha büyükleri yakışır da. Elimden gelen bu güzelim. Bu arada çok güzel olmuşsun sen ama."
"Teşekkür ederim beyefendi. Sizde çok yakışıklı olmuşsunuz."
Önerilen hikayeler
Bunları da beğenebilirsiniz
"Size layık olmaya çalışıyoruz hanımefendi."
Söylediklerine ağzım kulaklarımda bir şekilde gülümsedim. Zaten yüzümden düşmüyordu gülümsemem. Rabb'im düşürtmesin.
"Güzelim bunu nereye koyayım?"
Elindeki çikolata tepsisini gördüğümde şüphelenerek ona baktım.
"Sevgilim sen bu kadar zevkli miydin?"
"Aşk olsun be güzelim. Yeminle hepsinle tek tek kendi başıma ilgilendim."
"Özür dilerim sevgilim. Bu kadar güzel olduklarından şüphelenmedim değil. Neyse bu güzelliklere bir zarar gelmeden içeri masamıza götürebiliriz."
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Ben güllerimi taşırken Toprak da arkamdan çikolata tepsisini taşıyordu. Salondan içeri girmemiz ile herkesin bakışları bize dönmüştü. Elimizdekileri masaya koymuştuk.
Toprak babam ve annemin de ellerini öpüp yerine oturduğunda bende sandalyeme oturmuştum.
Büyükler kendi içlerinde tanışmayı sürdürürken hiçbirini duyacak halde değildim bile. Bu zamana kadar olanları düşündüğümde hayat gerçekten çok tuhaftı. Kader senin için düşlenen en güzel hayatı altın tepside sana sunuyordu ve bunu kullanıp kullanmayacağın kararını sana bırakıyordu.
Bana bu şansı Mardin'de o hava alanında ilk karşılaştığımız anda vermişti. Bir şekilde de bugünlere gelmiştik bile.
Yan taraftan Gökçenin dürtüklemesi ile ona baktığımda eğilerek bana fısıldadı.
"Kahve zamanı tatlım."
"Tamam." İkimiz birden kalkarak mutfağa girdiğimizde hazır olan kahve fincanlarının yanına Toprak'a ayrı olarak aldığım fincan takımını koymuştum.
Kahveleri ortaklaşa hazırlamaya başlamışken mutfaktan içeri giren Berin ile hepimiz bir işin ucundan tutmaya başlamıştık.
"Ağabeyimin kahvesine tuz koyacaksın değil mi Su?"
"Tabi ki de koyacağım bebeğim."derken bende Toprak'ın kahvesini hazırlamaya başlamıştım.
Çok fazla tuz koymayacaktım zaten. Toprak şekerli içerdi kahvesini. Ona şeker yerine direkt tuz koymak zaten yeter hatta artardı bile.
"Toprak'ın tepsiside yakıyor ha"
"Dalga geçmesene Gökçe çok güzel bence."
"Dalga geçmiyorum bebeğim. Gerçekten çok hoşuma gitti.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
En son anneme verdikten sonra mutfaktan özel olarak sevgilimin tepsisini getirmiştim.
Tepsiyi ona uzattığımda gözlerinin ta içine baka baka aheste bir şekilde almıştı kahvesini.
Su ve lokumlar bulunan tepsiyi de onun önündeki sehpaya bırakmıştım nasıl olsa birazdan lazım olacaktı.
Yerime geri otururken herkes pür dikkat Toprak'ın kahveyi içmesini bekliyordu. O da bunun farkına varınca kahvesinden bir yudum aldı. Ve alması ile oluşan yüz ifadesini toparlamaya çalışsa da biz görmek istediğimizi görmüştük.
"Evet damat beyde kahveyi içmeye devam ettiğine göre biz bugün ki toplanma nedenimize gelelim müsaadenizle Ahmet Bey."
"Tabi ki de müsaade sizin Ekber Bey."
"Efendim iki gönüle aşk düşmüş bir kere. Elden ne gelir? Ben ve eşim kızını kızım, oğlum ise kendine eş bilmek istiyoruz. Allah'ın emri peygamberin kavli ile kızımız Suyu oğlum Toprak'a istiyoruz."
Babamın bana baktığını görünce dolan gözlerimle ona baktım.
"Bugünün geleceğini biliyordum ancak bu kadar erken olacağını düşünmüyordum hiçbir zaman. Kızımı oğluna veriyorum. Ama o benim prensesim. Canım. Onu kırıp dökme tamam mı oğlum."
Toprak da başını hızlıca sallayıp onaylamıştı babamı.
"Asla. O benim canım."
Gökçe elinde tepsi ile gelince bizde ayağa kalkmıştık. Yüzüklerimiz takılıp Emre'nin babasının kurdeleyi kesmesi ile resmen nişanlanmıştım.
"Hayırlı olsun çocuklar." Sonrası ise birer curcunaydı. Tüm büyüklerin ellerini öperek en sonunda gençler olarak mutfağa kaçınca sıkıca sarılmıştım Toprak'a.
"Seni çok seviyorum sevgilim."
"Bende seni çok seviyorum güzelim. Nişanlım. Müstakbel karım."
Gülümseyerek ona daha çok sarıldığımda ikimizide yeni hayatımızın ilk dakikaları olduğunun bilinciydeydik. Ikimizin hakimi olduğu yeni hayatın.
°•°•°•° Selam canlarım. Nasılsınız?
Bende iyiyim. Bölümümüzdiğerbölümegöre biraz kısa. Ama artık mazur görün be ha.
Bu arada diğer kitabım 'Voleybol Aşkına...'ya da sizleri beklerim.
Sizleri Seviyorum.💕
Sağlıcaklakalın...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.