2. Bölüm - Cinli Vasfiye ∞

5.2K 208 15
                                    

Hikayeye başlarken tek bölümlük olacak diye başlamıştım ama mesajlardan dolayı kurguyu genişletmeye ve devam etmeye karar verdim. 

Benim hikayemde, dizinin aksine göremediğiniz ZeyMel kardeşliğini bolca göreceksiniz. 

Hikayeyi beğendiyseniz kütüphanenize ekleyip, yeni bölüm bildirimini beklemeniz yeterli. 

Desteklerinden dolayı Numara 12'nin yazarı Kübra'ya çok teşekkür ediyorum. :*

Kirpiklerimin birbirinden ayrıldığı dakikadan beri Melis'in beni ikna etme çabalarını dinliyorum. Bazen Melis'le kardeş olduğumuza inanmıyorum, ama böyle zamanlarda yüzde yüz kardeş olduğumuza emin oluyorum. Saçmalarken bu denli hızlı ve anlamsız konuşan sadece Güzel kardeşler vardır bu dünyada. Melis ve ben. Sadece biz.

Bir keresinde Kerem'i saçma bir sebepten dolayı öyle kıskanmıştım ki, saçmalarken kendi kusurlarımı ortaya dökmüştüm. Allah'tan Kerem de erkek aptallığı az da olsa bulunuyor da, ne dediğimi anlayana kadar konuyu çoktan değiştirebiliyorum. Yoksa Kerem'in içine çok dilli bir canavar kaçabilir, beni bütün hafta boyunca rahat bırakmayabilirdi.

Melis'in küçükken nasıl bir çocuk olduğuyla ilgili bilgilere pek sahip değilim çünkü biz küçüklüğümüzü beraber geçirmedik, ama eminim küçük bir bebekken de yine bu şekilde çok konuşuyordu ve istediğini elde edemeyince yanındaki kişinin kafasının etini yiyordu. 

Aksel'in Melis'e nasıl dayandığını yıllarca hep kendime sormuşumdur. Bir erkek bu kadar çok konuşan bir kıza nasıl tahhamül eder? Ben kardeşi ve hem cinsi olmama rağmen zorluk yaşıyorum. Şimdi birde annemler şehir dışında olduğu için kocaman evde yalnınız, tahammül derecelerimi gittikçe zorluyor. Annem ve babam yok, bu yüzden onların payını da ben alıyorum. Baktı ki benden gerçekten hayır gelmeyecek, o zaman açıyor telefonu saatlerce babamla konuşuyor, adamın kafasının etini yiyor. Adamcağız da ne yapsın, mecburen dinliyor. Sonuçta malını tanıyor.

Aksel'in Melis'e nasıl tahammül ettiğini sorgularken bir baktım bizim kız ayrılmış bundan, evde salya sümük ağlıyor. Neden ağlıyorsun dediğimde dünden razıymış gibi anlatmaya başlıyor, bende dinliyorum. Hiç abartmıyorum, tam 2 saat 18 dakika ağlayarak Aksel'le yaşadıklarını ve onu bırakmak zorunda olduğunu anlattı. Aksel'e karşı bir şey hissetmediğini fark edeli çok olmuş ama onun duygularına zarar gelmesini istemediğinden aylarca ilişkilerini bu ölçüde yürütmüş. Sonunda Aksel bir şeyler olduğunu anlayınca bizim aptal da dayanamamış, içinde ki her şeyi söylemiş. Sonuçta bir Güzel kızı, saçmaladıkça saçmalamış aylarca. Aksel yine iyi dayanmış. Bana sorarsanız Aksel'de ilişkilerinin artık yürümediğinin farkındaydı ama işte anlamamazlıktan geliyordu. 'Melis olmadan yaşayamam.' fikrine o kadar alıştırmış ki kendini, dışarda mükemmel bir hayat olduğunun artık farkında değildi. Umarım Melis'ten sonra anlamıştır.

Melis gerçekleri yüzüne vurduğunda Aksel'in tepkisi son anda şampiyonluğu kaçıran Manchester United taraftarları gibi olmuş çünkü o gün evlenme teklifi etmeyi planlıyormuş. Ama bundan Melis'in haberi yok. Daha fazla vicdan azabı çekmesini istemediğimden iyi bir abla olup, bu sırrı ondan saklıyorum. 

''Zeynep, hadi lütfen bak gidelim ne olur ya. Senin tuzun kuru tabii, Sayer yüzüğüyle dolanıyorsun günlerdir ortalıkta. Ben ne olacağım hiç düşündün mü? Kardeşim evlenebilecek mi acaba diye merak etmiyor musun hiç? Küçük küçük Melis'ler görüp göremeyeceğini düşünmüyor musun? Zeynep, Kıvırcığım hadi gidelim ama iki hafta önceden aldım randevuyu. Kadın çok iyiymiş Amerika'dan bile geliyormış fal baktırmak için.''

Melis cümlesini bitirdiğinde derin bir nefes alıyor ve gülümsemeye başlıyor, gülümsedikçe kısılan gözleri onu daha da sevimli yapıyor ama ben bu numaralı yemiyorum! 

Anadolu EfesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin